2007 Yılı Kazı Raporu

Nurettin KOÇHAN
Korkmaz MERAL
Fevziye Güneş

 

Balıkesir ili Erdek ilçesi sınırları içinde, Kapıdağı Yarımadası’nın anakara ile birleştiği kıstağın güney ucuna yakın kısımda, Erdek-Bandırma karayolu üzerinde yer alan ve Marmara denizinde üç doğal limana sahip olan, ayrıca stratejik açıdan hem anakara, hem de Kapıdağı’nı kontrol edebilecek bir konuma sahip Kyzikos antik kentindeki 2007 yılı kazı çalışmaları, başkanlığımdaki bir ekip[1] tarafından, 06 Temmuz-06 Ağustos 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir[2].  2007 yılı kazı çalışmaları esas olarak Hadrian Tapınağı’nda yoğunlaştırılmasına karşın, iki tane Kuzey Nekropol de, bir tanede tiyatronun güneyindeki Aydın Ekici’ye ait Bandırma H19-b-13-b-B paftadaki 992 nolu parselde sondaj çalışması yapılmıştır.   

Hadrian Tapınağı  

2006 yılı çalışmalarında olduğu gibi bu yılda, tapınağın doğu ön yüzünde ve güney uzun yüzde çalışmalar devam ettirilmiştir. Çalışmaların bu kısımda devam ettirilmesinde hafriyatın taşınmasının daha kolay olması da etkili olmuştur.  Tapınağın doğu ön kısmında D 1-3 açmalarından çalışmalara başlanmış ve kuzeye doğru H 1-3 açmalarının bir bölümüne kadar, güney uzun yönünde ise kazıya 18 A-D açmalarından başlanmış ve batıya doğru 20 A-D açmalarının bir kısmına kadar kazılmıştır (Çizim 1).[singlepic id=210 w=100 h= float=left] Tapınak alanındaki çalışmalar sırasında geçen yıl olduğu gibi, Doğu Roma Dönemine ait kiremit (Resim 2)[singlepic id=218 w=100 h= float=left] ve küp mezarlar (Resim 1)[singlepic id=212 w=100 h= float=right] ile büyük boyutlu pithos tabanı bulunmuştur. Doğudaki F1 açmasından çıkarılan kiremit mezardaki iskeletin tam kalbinin üzerinde şekilsiz bir kurşun kitlesinin olması ve güneydeki 19 B açmasında ortaya çıkarılan iki kiremit mezardan altta olanının başının kuzeye yönelik olması ilginçtir. Çünkü bugüne kadar bulunan örnekler de başın devamlı batıda olduğu saptanmıştır. Ayrıca çıkarılan bu mezarların tapınağın yıkılan büyük boyutlu üstyapı elemanlarının altında olması, tapınağın tamamen yıkılmadan önce doğu ve güney bölümünün mezarlık olarak kullanıldığını göstermektedir.  Bu sezonki çalışma alanında geçen yıl olduğu gibi, tapınağın stylobatı ile üst yapısına ait sade ve bezemeli mimari parçaların ( Resim 3 – Resim 4 – Resim 5 – Resim 6 ) [singlepic id=219 w=100 h= float=left] [singlepic id=220 w=100 h= float=left] [singlepic id=221 w=100 h= float=left] [singlepic id=222 w=100 h= float=left] yanı sıra frize işlenmiş olan insan ve hayvan figürlerinin vücutlarına ait parçalarda ele geçmiştir. İnsan figürlerinin başlarında miğfer, vücutlarında zırh ve ele geçen bir parçada yine kılıç kabzasının olması geçen yıl söylediğimiz gibi frizde savaşla ilgili bir konunun işlendiğini destekler niteliktedir.  Tapınağın güney tarafında 18 D açmasında yer alan ve bu sezon çalışmaları sırasında açığa çıkarılan tonozlara açılan havalandırma penceresinin dokuzuncusu da ortaya çıkarılmıştır (Resim 8). Havalandırmadan batıya doğru devam eden bölümde merdiven basamaklarının bir kısmı aşırı derecede tahrip olmuştur. Olasılıkla bu kısmın önünde bulunan büyük üst yapı blokları yıkılırken basamakları tahrip etmiş olmalıdır (Resim 8[singlepic id=224 w=100 h= float=right]).  Tapınağın doğu ön kısmında mermer zemin döşemesinin kuzeye ve doğuya doğru devam ettiği saptanmıştır. Ancak üst yapı yıkıldığında mermer zemin bundan büyük ölçüde zarar görmüştür. Çünkü bazı bölümlerde zemin döşemesinin yapısı bozulmuştur.  Doğu tarafta çalışma alanını genişletmek ve ön kısmın son noktasını tespit etmek için alanın güneydoğu bölümünde çalışıldı (Resim 7[singlepic id=223 w=100 h= float=right]). Doğu yöndeki çalışmalar sırasında alınlığa ait sima parçalarının yanı sıra alınlığa ait bazı figürlerin gövdelerine ait parçalar da ele geçmiştir. Bunların yanı sıra tamamen ağaç ve dikenli çalılarla kaplı olan tapınak alanının güneydoğu bölümündeki galerilerin üzerinin temizlenme çalışmalarına devam edilmiş ve ziyaretçilerin tapınağın oturduğu alt yapıyı daha kolay görmeleri ve çalışmaların daha rahat ilerlemesi sağlanmıştır. Bu temizlik çalışmaları önümüzdeki yıllarda alanın tamamını kapsayacak şekilde devam ettirilecektir. Tapınakta, aşınmış ve çok küçük parçalara bölünmüş olmaları nedeniyle işlevleri hakkında kesin bir yargıya varamadığımız üst yapıya ait mimari bezemelerin yanı sıra, frize ait insan ve hayvan figürlerinin vücutlarına ait çok sayıda parça ele geçmiştir. Bu örneklerin dışında 2007 yılı çalışmalarında önemli parçalarda ortaya çıkarıldı. Bunlardan biri tapınağın alınlık simasına ait olduğunu düşündüğümüz G3 açmasında bulunan 80 cm yüksekliğinde ve 63 cm genişliğindeki parçadır (Resim. 3). Boyutlarıyla üst yapı hakkında bilgi edinmemizi sağlayan eserin üzerine işlenen kapalı palmet bezemesi tam düz değil de biraz yan işlenmiştir. Bu şekilde yapılarak alınlık simasına işlenen bezemenin bakanlar tarafından düz görünmesi amaçlanmış olmalıdır.  Tapınağıın güney uzun yönünde bulunan üst yapıya ait 100 cm yüksekliğinde, 115 cm genişliğinde ve 240 cm derinliğindeki blok üzerine işlenmiş olan çörten (Resim 4) ile 18 C açmasında bulunan büyük boyutlu konsol (Resim 5) ve doğu ön yüzden çıkarılan korinth sütun başlığı parçası (Resim 6), tapınağın görülmeye değer olduğunu anlatan antik yazarları destekler niteliktedir[3]. Ancak uzun yıllar kireç ocağı olarak kullanılması[4] bu görkemli yapıdan günümüze birçok güzelliğin gelmesini büyük ölçüde etkilemiştir. Bu olumsuzluklara rağmen, ümidimizi kaybetmeden antik çağda dünyanın 8 harikası içinde sayılan Kyzikos Hadrian Tapınağı’nın gün yüzüne çıkarılması için çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam etmektedir.  

A1 Açması 

Aydın Ekici’ye ait Bandırma H19-b-13-b-B paftadaki 992 nolu parselde Erdek Jandarma Karakolu’nun “alanda sürekli kaçak kazı teşebbüsleri yapılıyor” uyarısı üzerine 11.07.2007 tarihinde alanın kuzeydoğu köşesinde 5×5 m ölçülerinde bir sondaj çalışması yapıldı. Yürüme zemininde duvar kalıntılarının bir kısmı belli olan yapının -25 cm de zeminine ulaşıldı. Kalan izlerden zeminin tuğla(kiremit) ile kaplandığı tahmin edilmektedir. Kuzeye ve doğuya doğru duvarları devam eden yapının güney duvarının yanından aşağı inilerek temeli tespit edilmeye çalışıldı. -150 cm inildiğinde temelde moloz taş kullanıldığı, arada tam odanın zeminine denk delecek seviyede iki sıra kiremit, onun üzerindeki korunan kısımda ise biraz daha düzgün blokların kullanıldığını ve bunların harçla tutturulduğu görüldü. Orta Çağ’a ait bir konut olduğu anlaşılan alanın fotoğrafları çekilip çizimleri yapıldıktan sonra, özel mülkiyet olduğu için, ilerleyen yıllarda kazı programına alınmak üzere çalışmaya son verildi (Çizim 2). [singlepic id=211 w=320 h=240 float=right]

 

Kuzey Nekropol Çalışmaları (A2 ve A3 Açmaları)  

18-22 Temmuz 2007 tarihleri arasında ise yine Erdek Jandarma Karakolu’nun uyarısı üzerine kuzey nekropol alanında Rıfkı Özkan’a ait 101 ada 21 nolu parselde zorunlu olarak iki sondaj çalışması yapıldı. 

Lahit: A2 açması olarak değerlendirdiğimiz birinci alanda tam yerini hızlı tespit için 2×4 m lik ilk sondaj çalışmalarında -40 cm de lahit kapağına ulaşıldı. Daha sonra lahiti tam kaplayacak şekilde açma 5×5 m ölçülerine genişletildi. -50 cm den sonra çevresinden sürekli kum çıkan lahitin  -200 cm de zeminine ulaşıldı. 248 cm kapak uzunluğuna ve 132 cm kapak genişliğine sahip lahitin toplam yüksekliği 154 cm dir (Resim 9).[singlepic id=225 w=320 h=240 float=right] Bezemesiz kaba bir işçiliğe sahip olan lahit açıldığında içinin zamanla 40 cm yüksekliğe kadar kum ve toprakla dolduğu görüldü. Temizlenmeye başlanan bu dolgu içerisinden düzensiz ve dağılmış halde 10 adet kafatası çıkmasına rağmen, kemikler üzerinde çalışma yapan antropologlar 12 adet iskeletin olduğunu belirtmektedirler[5]. Mezardan ayrıca 6 adet cam unguantarium (Resim 10)[singlepic id=213 w=111 h= float=right], 4 adet pişmiş toprak unguantarium (ikisi tamamlandı), 4 adet cam kase (iki tanesinin bir kısmı kırık) (Resim 11)[singlepic id=214 w=120 h= float=right], 1 adet şişkin karınlı cam unguantarium, 1 adet pişmiş toprak kap, 1 adet iki parçaya bölünmüş iğne, 4 adet altın pul ile bir çift altın küpe (Resim 12), 1 adet yüzük taşı ve çok sayıda kırılmış cam ve seramik parçaları çıkarıldı.   [singlepic id=215 w=120 h= float=right]

 

Oda Mezar: Buradaki ikinci çalışma yine aynı alanın 7-8 m kuzeyinde yapıldı. A3 açması olarak isimlendirdiğimiz bu açmada zeytin ağaçlarıyla kaplı alanda çalışıldığı için zorunlu olarak yine 3×3 m lik açma ayarlandı ve kazılmaya başlandı. Açmanın batı tarafında duvar kalıntısına rastlandı. Diğer kısmında bir şey çıkmayınca açma duvar boyunca kuzeye ve batıya doğru genişletildi. Çalışmalar sırasında duvarın batı tarafında yan yatmış silindirik stelin üst kısmına ulaşıldı. Hemen stelin altında düzensiz bir konumda da altlığı tespit edildi (Resim13)[singlepic id=216 w=120 h= float=right]. 112x110x35 cm ölçülere sahip altlığın üzerine oturtulan alttan ve üstten silmeli 117 cm yüksekliğindeki stelin üzerinde 7 satırlık bir yazıt yer almaktadır. Bu yazıtta “Aelius Marcus Diogenianus’un mezarı. Ben (bu mezarı) kendim ve karım Klaudia Khara ve çocuklarım için donattım. Eğer biri bir başkasını (buraya) gömmeye kalkışırsa, liman civarında yaşayanlara 1500 drahmi verecek.”diye yazılıdır[6] Bunların altında düzgün blokların olduğu anlaşılınca, stel ve altlık dışarı çıkarılarak tekrar çalışmalar sürdürüldü. Bir tarafı duvara bitişik olan dikdörtgen blokların diğer taraflardaki bitim noktaları tespit edildi. Bunun sonucunda buranın oda mezar olduğu anlaşıldı. Bloklar kaldırılarak tamamı toprak ve kumla dolu olan mezar açılmaya başlandı. Duvarlarda yanık, içindeki dolgu toprakta ise kül izlerine rastlandı. Buda mezardaki yazıta aldırmadan buraya sonradan yakılarak gömü yapıldığını göstermektedir. Değişik zamanlarda gömü yapıldığı anlaşılan 150 cm yüksekliğe, 165 cm uzunluğa ve 75 cm genişliğe sahip olan oda mezarım iç duvar örgüsünde moloz taş, tuğla parçaları ve çamur harç kullanılmıştır. Mezarın içinden farklı kodlarda toplam 9 adet iskelet çıkarıldı. Ayrıca 1 adet altın kolye, 2 adet altın pul, 3 adet altın küpe, 1 adet altın kolye parçası?, 1 adet altın yüzük, 2 adet yuvarlak 6 adet siyah ince uzun boncuk, 11 adet pişmiş toprak unguantarium (Resim 14)[singlepic id=217 w=100 h= float=right] ve 1 adet terrakotta figürin, çıkarıldı. Seramik buluntular zeminde ve mezarın kuzeydoğu kısmında yer alırken diğer buluntular farklı seviyelerden çıkmıştır. Sonuç olarak slindirik stelin üzerindeki yazıttan hareketle oda mezar, benzer yazıtlardan ve harf stilinden M.S. 2 veya 3. yüzyıla tarihlenebilir[7]. Lahitin içinden çıkarılan buluntuların özelliklede altın pulların oda mezardaki örneklerle olan benzerliğini dikkate alırsak lahitte yaklaşık aynı döneme ait olmalıdır. Ayrıca her iki mezardan çıkarılan toplam 18 adet iskelete ait kemikler AÜDTCF Antropoloji Bölümünden bir ekip tarafından da değerlendirilecek. Bu çalışmada tamamlandıktan sonra mezarlar hakkında daha sağlıklı bilgiler verme imkanı bulacağız.

 

 

 

•Yrd.Doç.Dr.Nurettin KOÇHAN, Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 25240- ERZURUM Yrd.Doç.Dr. Korkmaz MERAL, Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 25240- ERZURUM Arş.Gör. Fevziye GÜNEŞ, Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 25240- ERZURUM

  Çalışmalara arkeolog Mehmet Coşkun ve Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü lisans öğrencileri Serdal Gündoğdu, Emrah Örücü, Yusuf Yücel, Mehmet Ali Özdemir, Elif Yavuz, Kasım Eker, Eyüp Caner, Mustafa Serkan Genç, Mustafa Kılgın, Zehra Eminoğlu, Resul Sevim, Mikail Demirkol, Mustafa Öztürk, Kemal Aydın Efe, Akif Akkuş, Ali Gülocak, Sedat Ertekuş, Haluk Uysal, İbrahim Halil Can ve Ahmet Yaşar Bilen katılmıştır.

[2] Bu yılki kazı çalışmalarına izin veren, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne, kazımızı destekleyen, Erdek Belediye Başkanlığına ve Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı’na, Bakanlık Temsilcisi Bandırma Arkeoloji Mezesinden Tülin Tan’a ve kazı ekibinin tüm elemanlarına, burada bir kez daha teşekkür ederim.

 [3] Th. Reinach, Sur L’Epoque et le Nambre des Neocorats De Cyzique in Rev. Num. VIII 1890, 518; R.M. Ertüzün, Kapıdağı ve Çevresindeki Adalar (1964) 127; A. Yaylalı, “Kyzikos 1989 Yılı Çalışmaları” XII Kazı Sonuçları Toplantısı II (Ankara- 28 Mayıs- 1 Haziran 1990) 172 vd.; N. Koçhan, Kyzikos Tarihi ve Mimari Kalıntıları, sy. 47 (baskıda)

 [4] A. Yaylalı, “Kyzikos 1989 Yılı Çalışmaları” XII Kazı Sonuçları Toplantısı II (Ankara- 28 Mayıs- 1 Haziran 1990) 172 Dn.2; N. Koçhan, K. Meral, H. Motor, F. Güneş, “Kyzikos 2006 Yılı Kazısı” XXIX. Kazı Sonuçları Toplantısı I (2008) 11 vd

 [5] Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ayla SEVİM EROL ve ekibi bu konuda çalışmalarını devam ettirmektedirler. Çalışma tamamlandığında daha ayrıntılı bilgi verme imkânı bulacağız.

 [6] Yazıtın çözülmesinde yardımlarını esirgemeyen Doç.Dr. Turan Takaoğlu’na teşekkür ederim.

 [7] E. Schwertheim, İnschriften Griechischer Stadte aus Kleinasien Band 18 Teil I, (1980) 291.

 


 

2006 Yılı Kazı Raporu

Yrd.Doç.Dr. Nurettin KOÇHAN[1]
Dr. Korkmaz MERAL
Hacer MOTOR
Arş.Gör. Fevziye GÜNEŞ

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleri ve maddi desteklerinin yanı sıra, Erdek Belediyesi, Balıkesir İl Genel Sekreterliği (Özel İdare) ve Atatürk Üniversitesi’nin maddi katkılarıyla Kyzikos antik kentinde arkeolojik kazılar 18 Temmuz – 30 Ağustos 2006 tarihleri arasında 4 kişilik kazı ekibi ve 19 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir[2]. Bakanlık Temsilcisi olarak Muğla Arkeoloji Müzesi’nden H. Dinç görev almıştır. 

2006 yılı etkinliklerimiz iki farklı alanda yoğunlaştırıldı 

-Hadrian Tapınağı kazıları
-Thrakikos Limanı çalışmaları

 Hadrian Tapınağı Kazıları 

 Kyzikos’da, 2006 yılı çalışmalarımızın odak noktasını Hadrian Tapınağı’ndaki kazılar oluşturdu. 1989-1997 yılları arasında  A. Yaylalı tarafından kazılmaya en uygun yer olan Hadrian Tapınağı’nın güneydoğu köşesinin kazılmış olması nedeniyle, bu kazı döneminde de benzer nedenlerle aynı kısımda kazılara başlanmıştır. Ancak geçmiş dönemlerden farklı olarak bu yıl hem tapınağın doğu ön yüzünde kuzeye, hem de güney uzun yüzde batıya doğru çalışmalar devam ettirilmiştir. Kazıya başlanmadan önce tapınağın doğu ön tarafın güney köşesine 1997-2006 yılları arasında köy halkı tarafından atılan ve toplam 6 kamyonu bulan çöp yığını kaldırıldı ve keneye karşı da alan ilaçlatıldı. Daha önceki yıllarda kazılan, ancak otlarla kaplanan alan temizlendi ve kareleme çalışmaları yapıldı.

 Tapınağın doğu ön kısmında 4-6 H açmalarında çalışmalara başlanmış ve kuzeye doğru 4-6 H, I açmaları, güney uzun yönünde ise kazıya 16 B-D açmalarından başlanmış ve batıya doğru 16-18 B-D açmaları kazılmıştır [singlepic id=195 h=140 float=right]. Basamakları kapatan dolgu 2.50-3.00 m ye ulaşmasına karşın, Ortaçağ mezarları ve pithoslar dışında dönem belirleyici bir katmanlaşma gözlemlenememiştir. 

 Güney yönde tapınağın üzerini örten dolgu toprak içinde Orta Çağ’a ait bazı kalıntılar ele geçmiş, bunlar 17 C açmasında bulunan dört adet depolama küpü (pithos) ile 16 B, D, 17 B, C de bulunan beş adet mezardır. Daha önceki kazı dönemlerinde olduğu gibi bu kazı döneminde de benzerleri bulunan[3] 1.00 m derinliğe, 1.50 m karın genişliğine sahip olan pithosların cidar kalınlığı 4 cm dir. İçleri tamamen toprak ve taş parçalarıyla dolu olup, üstteki dolgunun baskısı ve depremler sonucu kırılmışlardır (Resim1)[singlepic id=196 w=220 h=140 float=right]. Bu pithoslardan birinin kurşun kenetle onarılıp kullanıldığı tespit edilmiştir. Yine önceki kazı dönemlerinde de örnekleri çıkarılmış olan, Orta Çağ’a tarihlenen kiremit mezarlardan, biri çocuğa ait olmak üzere dört tane daha tespit edildi. Dönemin buluntularından yoksun olan mezarlar büyük oranda zarar görmüş ve kiremit örtüleri çökmüştür. Doğu batı yönünde ve başları batıya yönelik mezarlardan ikisi olasılıkla anne ve çocuğuna ait olmalıdır. Çünkü çocuk mezarı, büyük mezarın güney ayakucunda yer almaktadır. Beşincisi ise 16 B açmasında yer alan 55 cm uzunluğunda, ağzı bir taşla kapatılan küp mezardır(Resim 2)[singlepic id=202 w=220 h=140 float=right].

 Yukarıda anılan pithoslar, olasılıkla Orta Çağ yerleşiminin bu alanda devam ettiğini göstermektedir. Bu daha önceki kazı dönemlerinde ortaya çıkarılan buluntuların yanı sıra[4], doğu ön tarafta üzerinde latin haçı kabartmalı mermer parçayla da desteklenmektedir[5]. Bu kalıntılardan hareketle tapınak çevresinin bu dönemde de yerleşime açık olduğu anlaşılmıştır. Mezarlar ile pithoslar arasındaki seviye farkları göz önüne alındığında, artık bu alanın yerleşim yeri olarak kullanılmadığı dönemde, ölen kişilerin güney yöne gömüldükleri ve buranın nekropol olarak kullanılmış olduğu söylenebilir.

 Güneydeki çalışmalar sırasında önceki kazı dönemlerinde bir kısmı ortaya çıkarılmış olan, stylobat basamaklarının devam ettiği anlaşıldı. Doğu tarafa göre daha sağlam ve izlenebilir yapıya sahip olan, ancak mermer kaplamalarından herhangi bir iz kalmayan basamaklar, sayı ve boyut açısından bazı farklılık göstermektedir. Bugüne kadar tapınağın güneyinde yapılan çalışmalar sonucunda basamakların tabanda geniş olup, yukarı çıkıldıkça daraldığı görülmektedir. 1989-1997 yılları arasındaki kazı döneminde yedi tanesi çıkarılan ve basamakları dik kesen, aralarında 6.30-6.60 m mesafenin olduğu, ana galeriye eğik açıyla inen havalandırma dehlizlerinden biri daha açığa çıkarılmış olup, toplam sayı sekize ulaşmıştır.

 Tapınağın doğu yönündeki çalışmalar 4-6 H, I açmalarında devam edildi ve 3.00-3.50 m yüksekliğindeki dolgu temizlendikten sonra daha önceki kazı dönemlerinde bir kısmı ortaya çıkarılmış olan, giriş basamakları ve ön tarafta yer alan mermer zemin bloklarına ulaşıldı. Buradaki basamak dokusu da güney yönde olduğu gibi, harçla kaynaştırılmış moloz taşlardan oluşmaktadır. Derinlik ve yükseklikleri farklı olan basamakların mermer kaplamalarından hiç iz kalmamıştır. Belirlenen ölçüleri ile güney uzun yöndeki basamaklara göre daha küçük ebatlı oldukları anlaşılmaktadır. Tapınak yıkıntılarının arasında tabandaki mermer bloklardan 1.70 m yukarıda, aşırı derece de parçalanmış mermer parçalarının bulunduğu 4 I açmasında, kireç ocaklarının varlığını kesin bir şekilde gösteren 5-6 cm kalınlığında bir tabaka tespit edildi. Kireç ocağı tahribatının korkunç boyutlarda olduğunu, bu alanda ele geçen birbirine yapışık yanık mermer atıkları da kanıtlamaktadır. 

 Tapınakta, aşınmış ve çok küçük parçalara bölünmüş olmaları nedeniyle işlevleri hakkında kesin bir yargıya varamadığımız üst yapıya ait mimari bezemelerin yanı sıra, frize ait insan ve hayvan figürlerinin vücutlarına ait çok sayıda parça ele geçmiştir.

 Yukarıda belirtilenlerin dışında 2006 kazı döneminin önemli buluntuları arasında, daha önceki kazı dönemlerinde parçalar halin de bulunan[6], 18 D açmasındaki tonozlara açılan havalandırma dehlizindeki (Resim 3)[singlepic id=203  float=right]dolgu toprak içinden üç parçaya bölünmüş halde çıkarılan mermer çatı kiremididir (Resim 4).[singlepic id=204 w=120 h= float=right] Bulunan çatı kiremidinin tam ölçülerinin belirlenebilmiş olması (85×104 cm) üst örtü hakkında bilgi edinmemiz açısından büyük önem taşımaktadır.

Kazı çalışmaların da tapınağın üst yapısına ait çok sayıda mimari parça ortaya çıkarıldı. Bunlar arasındaki önemli buluntulardan biri, tam kapalı palmetin işlendiği sima parçasıdır (Resim 5).[singlepic id=205 w=120 float=right] 71 cm korunan yüksekliğe ve 115 cm genişliğe sahip olan sima parçası, özenli işlenişi ve boyutlarıyla tapınağın üst yapısı ve bezemeleri konusunda bilgi vermesi açısından önemlidir. Diğeri yaprak(?) ya da tüy motiflerinin işlendiği parçadır. Çevresi kırık olduğu için yeri konusunda yorum yapamadığımız eserde örgenin ortasındaki kanal belirgin olup, damarlar oldukça geniş verilmiştir. Tapınakta ilk kez böyle bir parçanın çıkması ilginçtir. Ayrıca tavan kasetlerine ait parçalar da çıkarılmıştır. Tapınağın buluntuları arasında altın yaldızlı, mavi ve kırmızı boyalı üst yapıya ait kabartma ve mimari bezeme parçaları da önemli bir yere sahiptir (Resim 6). [singlepic id=206 float=right] Çünkü antik yazarlar tarafından çok görkemli olduğu söylenen tapınağın görsel açıdan da göz alıcı bir yapıya sahip olduğunu göstermesi açısından bu boyalı parçalar önemlidir.

Mimari bezeme parçalarının yanı sıra, frize işlenmiş çok sayıda insan ve hayvan figürlerinin vücutlarına ait parçalar da ele geçmiştir (Resim 7,Resim 8).[singlepic id=207 w=120 h= float=right][singlepic id=208 w=120 h= float=right] Frize ait bu parçalardan yola çıkarak frizde savaş sahnesinin işlendiği söylenebilir. Çünkü insan figürlerinin başlarında miğfer, vücutlarında zırh ve ele geçen bir parçada görülen kılıç kabzası bu görüşümüzü desteklemektedir.

Kazı döneminde çıkarılan kabartma eserler arasındaki önemli buluntulardan biri de aslan başıdır. Daha önceki yıllarda aslan başlı çörtenler bulunmuştu. İlk defa çörtene ait olmayan bir aslan başı parçası tespit edilmiştir (Resim 9).[singlepic id=209 w=120 h= float=right] Doğu ön tarafta bulunan aslan başı, frize veya alınlığa ait olmalıdır. Sol gözü ve alnının bir bölümü korunan aslan başı, göz bebeğinin işlenişi ve dikine derin alın çizgilerinin verilişiyle M.S. 2. yüzyıla tarihlenen İzmir[7] ve İstanbul[8] Arkeoloji Müzelerindeki konsol başlarında yer alan aslan başlarıyla benzerlik göstermektedir. Üst yapıya ait buluntularından biri de tek ispiti korunmuş araba tekerleğidir (Resim 10).[singlepic id=197 w=200 h= float=right] Bu frizde işlenen konunun içinde arabaların da yer aldığını göstermesi yönünden önemlidir.

 Ayrıca kazı çalışmaları sırasında yığma toprak içinde geç döneme ait bazı ok uçları da bulunmuştur (Resim 11).

[singlepic id=198 w=120 h= float=right]

Thrakikos Limanı Çalışmaları

Bazı yayınlarda bu limanın tersane olarak kullanıldığı belirtildiği için, gerçekten bu amaçla kullanılıp kullanılmadığını belirlemek amacıyla 07-10 Ağustos 2006 tarihleri arasında Limanının batı tarafında, günümüzde Demirkapı olarak adlandırılan yerde, 3×3 m ölçülerinde açmalar açılmıştır. Ancak tersane ile ilgili herhangi bir buluntu belirlenememiştir. Bu açmalardan birinde, 1.00 m derinlikte bir pithosun alt kısmı ele geçmiş, Hadrian Tapınağı’ndaki örnekte olduğu gibi, kurşun kenetlerle onarılarak kullanılan bu pithosun (Resim 12)[singlepic id=199 w=100 h= float=right] çevresinde mimari kalıntı tespit edilememiştir. Hemen altında da ham toprağa ulaşılmıştır. Açmalarda her hangi bir tabakalaşma tespit edilememiş, ancak ele geçen bazı seramik parçalarında fırınlama hatalarının olduğu görülmüştür. 

Açmalarda, 1.00 m lik seviyede büyük çoğunluğu kırık ve dağınık halde olmak üzere, Helenistik Çağ’dan Doğu Roma Dönemi sonuna kadar farklı tarihlere ait seramikler (Resim 13)[singlepic id=200 w=100 h= float=right] ile terrakotta eserler (Resim 14)[singlepic id=201 w=100 float=right] ele geçmiştir. Buluntuların çeşitliliği ve bazı eserlerde fırınlama hatalarının olması buranın kullanılmayan bu tür eserlerin atıldığı bir yer olduğu izlenimi uyandırıyor.

 Belirlenen alanlarda çalışmalar devam ederken daha önceki yıllarda etütlük mimari eserlerin konulduğu kısım, elden geçirilerek tekrar düzenlendi. Ayrıca tapınağın tonozlarının üzerini kapatan çalı ve ağaçların bir bölümü temizlendi.

 Arazide yapılan yüzey araştırmaları sırasında Bouleterion’un güneyindeki çalılık alanın köylüler tarafından kesilmesi sonucu ortaya çıkan sur duvarının içinde, üçgen şeklinde ve genişleyen kısımdan kırılmış olan ve iki tarafında yazıtın yer aldığı mermer parça bulundu. Ancak bir yüzü aşırı tahrip olmuş, diğer yüzündeki yazıttan da tam olarak hangi amaçla yazıldığı veya neye ait olduğu anlaşılamamıştır. Ancak harf karakterine göre Erken Roma Dönemine tarihlenen yazıtta boulle ve yöneticiden bahsedildiği için hemen yakınında yer alan Bouleterion ile ilgili olabilir.

 


[1] Yrd.Doç.Dr. Nurettin KOÇHAN, Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 25240- ERZURUM

Dr. Korkmaz MERAL, Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 25240- ERZURUM

Hacer Motor, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Öğrencisi 25240- ERZURUM

Arş.Gör. Fevziye GÜNEŞ, Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 25240- ERZURUM

[2] Başkanlığımdaki kazıya Dr. Korkmaz MERAL, Doktora öğrencisi Hacer MOTOR, Yüksek Lisans öğrencisi Fevziye Güneş, arkeolog M. Kemal ŞAHİN, Mehmet COŞKUN, A. Rıza GÖKÇE, Zehra YAĞCI ve Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğrencilerinden S. Yanık, Ö. Çil, S. Havuz, Y. Yücel, T. Demirel, H. Arkun, M. A. Özdemir, E. Caner, C. Akgümüş, M. S. Genç, Z. Bilen ve M. Demirkol katılmıştır. Katkılarından dolayı hepsine teşekkür ederim. Ayrıca Erdek Hakim Halil Kalyoncu Erkek Öğrenci Yurdunun Kazı Evi olarak tahsis edilmesini sağlayan ve her konuda desteklerini esirgemeyen Erdek Belediye Başkanı Sayın Hüseyin SARI ve Erdek Kaymakamı Sayın Cemil AKSAK’a, yardımlarını gördüğümüz Erdek Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Hulusi AY’a, Tekgıda-İş İşletmesi’ne, alanı ilaçlamamıza yardımcı olan Erdek Tarım İlçe Müdürü Sayın Kenan UYAR’a ve Bandırma Arkeoloji Müzesinden Sayın Elmas KAYA ile Sayın Tülin TAN’a desteklerinden dolayı teşekkür ederim.

[3] A. Yaylalı-V. Özkaya, “1994 Kyzikos Arkeolojik Kazısı”, XVII. Kazı Sonuçları Toplantısı II (1995) 313.

[4] A. Yaylalı-V. Özkaya, “Kyzikos 1995: Arkeolojik Kazı Etkinlikleri”, XVIII. Kazı Sonuçları Toplantısı II (1996) 412.

[5] Bu haç kabartmalı parça Orta Çağ’da (M.Ö.13-14. yüzyıl) Hadrian Tapınağı’nın ayakta kalan kısımlarının kilise olarak kullanıldığına işaret edebilir. Ancak bunu doğrulamak şimdilik oldukça zor ve tamamen ileride ele geçecek  buluntulara bağlı.

 [6] A. Yaylalı-V. Özkaya, “Kyzikos Arkeolojik Kazı Çalışmaları: 1991”, XIV. Kazı Sonuçları Toplantısı II (1992) 225, Res. 6.

 [7]K. Meral, İonia Bölgesi Aslanları, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi (Erzurum-2003) 127, Lev. 92. 

[8] G. Mendel, Catalogue des Sculptures Greeques, Romainet et Byzantines I-III (1966) 189, Nr. Stroje reprodukce . 496.